3 Ekim 2009 Cumartesi

so unreal but i could feel.*

beni en çok inciten bir başkasına benzetmeleridir şuursuzların.

bilmez miyim sanıyorsun ki insanın çevresinde ve içinde olanlardan kendisinin sorumlu olduğunu? ama dediğim gibi kişiler şuursuz ve yapmacık hislerle beni alt edebileceklerini düşünüyorlar. sizi de öyle.

stratejide 1'i gördüğünde 2'yi bulmak kolaylaşmıştır. ben o 1'i gördüm. şimdi satrancımızdaki kudret benim ellerimde.

ya bu denizi yüzersin, ya bu denizi içersin bebeğim.




*öylesine gerçek dışı, ama hissedebiliyordum.

6 yorum:

mavi yesil kukuletalı cüce dedi ki...

öncelıkle egonun vurduğu asesksuelite tavanlarını yorum yapmadan once bilmemi istemenle içimde seninle sevişip egonu yerle bir etme isteği uyandırdın, adsız alkolıklere bira sponsoru olmak istemem gibi.

kesinlikle benıde en çok incıten bir şeye benziyor olmaktır çoğu zaman, insanın yaşam amaçlarında bırısıde iz bırakmak olduğu için ve bunuda saedce ve saedce benzersiz oarlak sağlayabıleceği için ve benzersizliğini de birşeye benzemeyrek kazanabielceği içindir belkide benzemekten korkusu. kim bilir.

bunu demişsin ya''bilmez miyim sanıyorsun ki insanın çevresinde ve içinde olanlardan kendisinin sorumlu olduğunu? ama dediğim gibi kişiler şuursuz ve yapmacık hislerle beni alt edebileceklerini düşünüyorlar'' keşke bunu şöyle diyebilseydin 'bilmez miyim sanıyorsun ki insanın çevresinde ve içinde olanlardan kendisinin sorumlu olduğunu? ama dediğim gibi kişiler şuursuz ve yapmacık hislerle sorumlulklarını yerine getiriyorlar.'

birde ne kadar blöfyen konusuyorsun 'ya bu denizi yüzersin, ya bu denizi içersin bebeğim.
'gibi, hayat sana daha bu kadar kesın konusmamayı, rest çekmemeyi oğretmedi mi dizlerini kanatarak bolca?

Coquettish dedi ki...

tamam madem. kudretli tespitlerinle beni on ikiden vuracaktın. fakat yanıldın.

'ya bu denizi yüzersin, ya bu denizi içersin bebeğim.' bu cümle ile kendime hitap etmiştim. altında neler yatıyor bilemezsin. yazılarımdan da anlayamazsın. ben öylesine yüzeysel biriyim ki sadece sizi etkilemek amacıyla böyle süslü ve aklınızı karıştırmak için bu denli karmaşık düşünceler barındıran cümleler kuruyorum. ve biliniyor ki bunların hepsi imaj. ben de şimdi şimdi idrak edebiliyorum.

ve şu benzemek işinde insanlar o kadar azimli ki, az önce taksimde birbirlerinin aynısı ve karşılıklı yürüyen proleterya çocuklarının farksızlığını bir tek ben mi farkediyorum acaba? hepsinin altında göt tarafları yazılı, bol kot pantolonlar ve beşiktaş köprüsü altı spor ayakkabıları var. tabii bu taraftan bakarsak herkes aynı olabilir dünyada bir gün. benim içimdeki kasırgayı başlatan fikirlerimin önemsediğim biri tarafından bir başkasıyla bağdaştırıp benzetmesiydi. oysa o güne kadar farklılığımı hissedip, hissettirmiştim ve hissetmişlerdi. belki de hayal kırıklığı oldu bu. ya da asıl benliğimi farkettim? olduğumu sandığımdan çoktan sıyrılmıştım çünkü..

bak işte bu konuda çok küçüksün. benimle seviştikten sonra egomun yerle bir olacağını da nereden çıkardın? yoksa böyle bir olay yaşadın mı da bana uyarlıyorsun? işte burada da sen-hiç tanımadığım sen- beni bir başkasına benzetmiş oldun.

insanlar böyle bebeğim. bir başkasındaki izi diğerine bulaştırmazsa ve sonucunda hayal kırıklığı yaşamazlarsa farkedemeyeceklerdir farklı tepkiyi. bu anda da iz bırakmak kendini ele veriyor.

nefesim tükendi-umarım doğru anlatabilmişimdir.

mavi yesil kukuletalı cüce dedi ki...

ee tabiki imaj beybi, senın o küçümsediğin insanların kaygıalrıda bu zaten kendilerıne ait imaj oluşturma yetısı olmadığı için onalr hep önceden denenmiş, makıne halısı kıvamlı bir birinin aynısı oluyorlar. ve çok ta iç gudusel bu yaptıkları. ama işin daha ilginç tarafı senın çocuksu uğraşların değilmi? yüz yıl oncesınde gerek k. iskenderin gerek yılmaz erdoğanın gerekse bilimum ismini duyurmaya nefesı yetmemiş şarilerin kulladnığı gibi 'o kadar yuzeyelim ki.. karmasık cumleler kuruyorum' gibi cumleler kurma merakı?


'benim içimdeki kasırgayı başlatan fikirlerimin ' , 'olduğumu sandığımdan çoktan sıyrılmıştım çünkü' demen bile yüksek egonu, narsiszm ini gosterır şeylerdir. ve bunalr sana zarar verır, çokca hemde.

'bir başkasındaki izi diğerine bulaştırmazsa ve sonucunda hayal kırıklığı yaşamazlarsa farkedemeyeceklerdir farklı tepkiyi.' bunu negzel demişsin, sonuna kadar katılıyorum sana.

aslında hiç dusunmemiştim seviştiğim insanların, yataktan çıktıktan sonra egoları yerle bır olurmu diye, ama olabılır ya hanı kur evresıdne karşı tarafta bir öz guven, bir kendını birşey sanmalılık, olduğundan fazla hissini karşı tarafa göstermeye çalışma çabası olduğu içindiyebiliriz aslında egolarının gibe vurduüunu ve belki bende bilinçö altımda boyel dusunduğum içni senın aseksule olduğunu iddia ettiğn egonu seınle sevişerek -ve belkide o cumledeki anlamıyla- seni elde ederek yerin dibinegeçirmek istedim. bilmiyorum.


hani sol frame inde bir yaz ıvar ya pek meşhur olan, başlığı go olan. ben çok severim o yazıyı. kımı zaman narsıstık yanımı kamçılar bazense teslim olan yanımı kelepçeler.

Coquettish dedi ki...

ah küçüğüm. şimdi peyami safa neymiş? çirkin, koca burunlu, koca kemik gözlüklünün biriymiş. sonra bu adam ne yapmış? en az bir doktor kadar bilgilenmiş ve kadınları etkilemek için bu yönünü kullanmış. kendini zorlamış ve madem çirkinim ben de zekamla etkilerim demiş. bak bu benimki ona benzer. k. iskender de severim, yılmaz erdoğan da sevmem. sonra go'da severim, bukowski de. ama bu çocuksuluktan ileri gelen bir uğraşı değil, daha çok başka ezik ve yetkinleşmemiş-yetişmemiş bir yanı bastırmak.

hum.. narsizm ve yüksek egomla baş edebilmek için bu blog var. ama baş etmekten çok kendimi daha bir bulaştırıyorum ve derinlerine iniyorum. haklısın, bu tam bir bela! hele de hep kendinle kalıyorsan.

ben bu gün bir şey öğrendim. ama şimdi alıntılayamayacağım. neyse, bir kaç gün içinde tekrardan bu paragrafa dönerim. sadece aseksüellik demek cinsel iç güdülerinin olmaması demek değildir. gayet tabii sevişebilirsin, kendince alt ettiğini sanırsın. ama bilir misin ki seviştiğin yalnızca fizyolojik hormonlar? yalnızca hormonal bir dengedir karşılık alabildiğin. ötesi yok. ne bir duygu ne bir içten karşılama bedenini.

ve sol frame'deki yazı.. ha bir de şu yanıldığım ve yorumumda alaya aldığın filmdeki karakter.. belki çocuksuluk dediğin burada baş gösteriyor. ben onların mixinin özentisiyim, biraz da düşünsellik imitasyoncusuyum. fakat bir başkası gibi önceden söylenmiş fikirleri asla taklit edip üstüme geçirmedim. şu anda da midem kalkıyor bunu yapanları düşününce. ama onların çok sağlam bağışıklık duvarları var. ben diyorum taklit o diyor ya egom? neyse, başka yelkenlere uçtum.

bilin ki aklı başında yorum yapmak artık benim için ana yazıdan daha zorlaştı.

göknur dedi ki...

Daha sık yazmalısın deniz.

Adsız dedi ki...

Yazdim gordun mu? Birkac sey yazdim yine de kendimden memnun degilim, oylesine..