13 Kasım 2009 Cuma

mare nostrum

ilk defa denedim ve bu çıktı;

poppy seeds

sonra beğendim kurabiyelerini filanını falanını.

sonra ben hangisinden sonraki "sonraki blog"um acaba dedim. çok taktım buna. bildiğin gibi değil çocuk. ah dedim, içim yandı. kum tanesi bile yanımızda galaksiyi kucaklar dedim.

ha ha ha dedim.
ha ha ha.
hiç de komik olmayan bir şekilde ve hiç rahatımı bozmadan.
olduğun yerde durdum ve dedim ki;

ha ha ha.


benden küçük bir sevgilim vardı. fakültede birinci sınıftaydım o zamanlar. buluştuğumuzda avucuma dudaklarını bastırır öpmezdi. ben ise yine donuk ve huysuzdum. hiç unutmam bir kere eve döndüğümde annem;

"şuna bak öpüşmekten dudakları şişmiş."

demişti. utanmamıştım. öyle dolaba koşup buz da koymamıştım. e kadın haklıydı.
günler geçti ayrıldık. bak biz ayrıldık demiyorum. ayrıldık. biz diye bir şey hissetmemiştim ben yine. donuk ve huysuzdum. memnuniyet belirtisinden bihaber evrimimi tamamlamaya çalışıyordum. aman ne evrim!

ha evrim dedim. dedim de ne yapıyordur şimdi evren acaba?

evren bana oz büyücüsünün kitabını almıştı. hayatımda bana alınmasını dilediğim tek bir hediye kalmıştı artık geriye. onu da alırsam artık yaşamam için bir sebebiyetim kalmaz değil. sadece içimde hediye ukdesi kalmaz. ama ben o dilediğim ikinci hediyeyi başkasına almaya niyetlendim bu günlerde. etkilendiğim ve tanımadan değer verdiğim birine alacağım. -ah bak niyeti bozmuşum. direk almaya karar verdim az önce!-

ne anlatıyordum?

diyordu ki;

"en uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir
birbirini anlamayan."

can yücel.

ve biz bu ülkede paşalara ibne diyemediğimizden, ibnelere paşa deriz.

bi' dakika ya! diyecektim ki

hah tamam tamam! müsadenizle bir lavaboya..

3 yorum:

Clementine dedi ki...

kendi hayatını yazarken başka hayatlara bulaşıyorsun.
aradaki ufacık hikayeleri niçin seninmiş gibi benimsiyorsun?
hiç küçük sevgilin olmadı ki.

sahi sevgilin oldu mu senin?

Coquettish dedi ki...

o ufacık hikayeler de benden çıkıyor. herhangi bir yaşanmışlığı olmasa da yaşamış kadar hissetmek en kötüsü. hani biraz şizofrenik bir tat.

infra dedi ki...

ya siz kadınlar neden böylesiniz. clementine, hikayenin tadını çıkarsana.