
23 Ağustos 2009 Pazar
kusursuz çember

19 Ağustos 2009 Çarşamba
cumartesinin rengi*
12 Ağustos 2009 Çarşamba
april passed with miss february..

10 Ağustos 2009 Pazartesi
And then she'd say, it's Ok, I got lost on the way ..
ben kendimi inanmıyor olarak bilirdim ama müzik açtığımda diyorum ya işte.. ne kadar da bağnazca geliyor ilk başta bu. sonra kendime yedire yedire kendime anlatıyorum, din hocalarım bir bir aklımdan geçiyor ve kendime göre en iyisi müziği kapayıp etrafı usulca dinlemek. ha ezan sesi yok devam. hocu mu oluyorum yoksam cidden ezan lan, kes kes.
ortaokuldaki bacaklara düşkün din hocacığımız derdi ki offfff siktir et ya ne din hocası ne müziği ne ezanı yaa. sikertti beynimi bu yazılar sen de o da hepiniz. sıkıldım artık bu blog işinden. neden böyle hissediyorum anlamadım. yo yazmak zorunda hissetmiyorum. nerde o eski bayramlar diye sikko bir cümle daha bilmiyorum.
(Konu Yok)
ayşekadIn: ahaha
alibeyamca:kabul mü
aysekadIn:beni daha tanımıyorsun bile!
alibeyamca:beğeniyorsan beni gel beraber kaçayım yıldızlara :D gerek yok tanımaya uzun ve saçma işler tanırım nasıl olsa aç kollarını ben geliyorum :)
aysekadIn: asfşkhldi : ) sen aç kollarımı madem istiyorsun çaba göstermen gerek kendince
alibeyamca:senin niyetin varsa açarım sorun değil :D o da kolay geliyorum kollarına güzelim artık önce kollarından başlarım :)gözlerini kapat ve sıkı tut beni, ve kollarının sıcaklığına göm beni :)
aysekadIn: ahaha kafan mı iyi senin
alibeyamca: niye lan sana sulanmam için kafamın iyi mi olması gerekiyor :)
aysekadIn: : ) sulan sulan bir yere kadar di mi, eğlence faslı bitsin artık diyorum
alibeyamca:bitsin işte direkt aşk safhasına geçelim :)
aysekadIn:ben aşık olmam ki ne seni kasayım ne kendimi
alibeyamca:aa bende ne rastlantı :D
aysekadIn:hem bana benzeyenlerden de pek haz etmem
alibeyamca:ben kroyum kızım asarım keserim ona göre :)
aysekadIn: : ) öyle olmadığını bilişiyoruz
alibeyamca:ne olduğumu biliyorsun peki :)
aysekadIn: : ) eskaza kendini bulmuş biri gibisin. tanıdık tanımadık herkesi gözün bir şey görmeden, kulakların bi fısıltı duymadan eleştiriyorsun. bundan da haz alıyorsun ama o duygular beslemez adamı. :) senin başka hazlar araman gerekli. illa ki yalnız, mazoşist ve de kendine yabancılaşmayı seven ve herkesle olduğu gibi kendinle de arana mesafe koyarak yaşaman gerekmez. yani ben bu görünen senden pek haz etmedim. etrafındakileri bilemem. sen de bundan pek hoşnut değilsin şekerim.:) bu aradaki mesafen tamam buzlu yollar ama yaklaşmak için illa ki o yollar dan geçmen gerekmiyor. az daha insancıl.
alibeyamca:niye lan seni tanımıyorum ama eleştirmiyorum :) hem hoşlanıyorum :)
aysekadIn:beni eleştirmen gerekmez, ben kendimce değerlendirme yaptım. kabul etmiş gibisin
alibeyamca:fazla iddialı yazdın bide :P kabul etmek değil
aysekadIn:duygusalım dedim bu gün
alibeyamca:insanları olduğu gibi kabul ederim sen beni öyle görüyorsan diyeceğim bir şey yok
aysekadIn:ahahah bir diyeceğin yok mu cidden
alibeyamca:duygusalsın, diyemem :D şimdi kalbin kırılır, olmaz, cık hepten kaçırırım seni :D
aysekadIn:ben senden çok uzaktayım zaten görmüyor musun bunu
alibeyamca:niye görsün umrumda değilki :)
aysekadIn:peki travis.
alibeyamca:ehehe bak güzelim seni beğeniyor muyum, evet gerisi önemli değil zaman yoluna koyar her şeyi :)
aysekadIn:ahaha bana ilişkinin ortasındaymışız gibi konuşuyorsun - beni neden beğeniyorsun?
alibeyamca:ilk önce yazdıklarından zekice, sadece yaşadıklarını anlatsan bile zekice hoşuma gidiyor bu yazdıkların ve yaşadıkların sonra güzelsin resimdeki sensen eğer
aysekadın:benim lan benim, korkma
alibeyamca:blogun altında müzik koyuyorsun
zevklisin aynı zamanda şimdi sen düşün
benim yerimde olsan
senin gibi birini istemez misin

aysekadIn:istemem açıkcası ben aptallardan hoşlanırım
alibeyamca:zevksiz nolcak :D
aysekadIn:zekiler fazla çekilmez oluyorlar bir eve bir tane yeter onlardan
alibeyamca:aptallar kolay istemiyorum bana sen gereksin :) sıradan erkek gibi düşünme benim gibi düşün istemez misin kendini :)
aysekadIn:ama sen de en az benim kadar sıradansın ben afife piri değilim ki
alibeyamca:ehehe o kadar değil ya az biraz daha üstü :) normal olmadığıma inanıyorum en azından :)
aysekadIn:normal olduğunu düşünmüyormuşsun.. eh bu da anormalliktir az da olsa.
alibeyamca:tamam lan, duygusal bi anını yakalamışken seni kendime saklayım dedim :P cık, ikna edilemez, isteksiz biri, pehh :P
aysekadIn:benim gerçekten sıradan olmadığıma inanmak dışında bilseydin(ki bilirsin normal olanlar inanmanın dışında bilmek isterler) duygusal bir anımın da normal olmadığını anlardın.
alibeyamca:tahmin ediyorum, bu işin başka bir yönü ben sana hep asılıyorum zaten :)
aysekadIn:bunu söyleye söyleye kendini de inandıracaksın
alibeyamca:yok, kendi yalanıma kendim inanmam :)
aysekadIn:hah bak bu iyi birşey
alibeyamca:ama inan, senden hoşlanıyorum :) iyi tabi :) neyse ya, nedir seni duygusal kılan gerçek
aysekadIn:bilmiyorsun ki bu konuştuklarımın altını kazsan çok yüzeysel bir kalp ve yine çok yüzeysel bir beyin var. bir şarkı, bir şarkı beni duygusallaştırdı ama kurtulamıyorum bir türlü, uzun zaman da oldu
alibeyamca:hangi şarkı, yahu işte bilmek istemiyorum, yüzeysel bi kalp ve beyin bana ne :)
aysekadIn:tamam, kolayı var bahsetmem şarkıyıyı yollayayım mı yoksa adı : (hezuezhlje)
alibeyamca:ben gördüğümden memnunum, memnun olmadığımda da sen çeker gidersin zaten gerisi mühim değil, duymadım hiç
aysekadIn:soru sordum
alibeyamca:yolla şimdi dinleyemem ama sabah dinlerim
aysekadın:orasını sen düşün; (hezuezhlje)yi gönderdim.
alibeyamca:ee, senin tipin ney, çok üst düzey bir zeka mı :)
aysekadIn:yalnız uzun zaman alıyor göndermesi, ahaha onu kim dedi? yemiş seni
alibeyamca:sen dedin, bana benziyorsun dedin kendini tarif ederken yüzeysellikten bahsettin
aysekadIn: : ) bana benzemen sıradanlıktı ötesi değil
alibeyamca:hmm yani şöhretli biri lazım sana eheheh :)
aysekadIn: : ) şöhretli derken? demiştim görecelilik çok boktan
alibeyamca:ee tekrar sorayım senin tipin ney :) yani sormak da saçma, bana ne aslında yazmasan olur tüm ümitlerimi yitirmiş biri olarak nikah masasını dinlemeye gönderiyorsun beni başka bir odada alacağın olsun :)
aysekadIn:merakını bir kenara itmeye çalışıyorsun olmadı
alibeyamca:yok madem niyetin yok, önemli değil yani hangi tiplerden hoşlandığını mı düşüneyim :)
aysekadIn:ahaha madem yok ne enerji+zaman ikilisi kayba uğraşsın eh anacım sen de haklısın insanoğlu, üremekten başka ana amacı yok
alibeyamca:hedefe varmayan gerçeğin önemi yoktur
aysekadIn: : ) bence var travis bence var.
alibeyamca: işime yaramaz kollarını bile açamıyorum daha ne :P mesela benimle ilgili bir şey öğrenmek istemiyorsundur çünkü ilgini çekmiyorum yani o yüzden seninle ilgili bir şeyleri öğrenmek de saçma, ilgimi çekse bile :)
aysekadIn:bak bu konuşma sadece senin hormonlarının seviyesinde oldu :) oysa olayıma daha başka bakabilseydin, demem o ki üremeden sıyrılsaydın konuşacak çok fazla şeyimiz olurdu. bu dediğim de "keşke" ye giriyor o da bu evde yasak.
alibeyamca:hahaha :) bak senin önyargıların var :) sadece üremeye odaklandığımı sanıyorsun konuşacak çok fazla şeyimiz vardır, doğrudur, ama sonuçta elde edilen tek şey bana siktir git demen olacak, biliyorum çünkü, çünkü sıradanım, bunu ben de biliyorum :)
aysekadIn:en az benim kadar travis.. benim kadar.
alibeyamca:daha fazla :) senin bir hayalin var en azından :) hem madem benim hormonlarım seviyesinde oldu, senin hormonların seviyesine indirelim bunu :)
aysekadIn:ahaha :)
alibeyamca:senin hormonların ne seviyede :)
aysekadIn:aslında seninkiler kadar dizginlenmemiş değil, sadece bir mide bulantısı diyelim. sonra herşey geçiyor.
alibeyamca:ehehehe :) diplerdeymiş desene :D
aysekadIn:ahahhae bilmiyorum travis, şu ara hiçbirşey bilmiyorum öyle bunaldım ki aynı günleri tekrar tekrar yaşamaktan
alibeyamca: :) bu konuda yapabileceğin tek şey kitap veya film en azından konu değişir
aysekadIn:şu ara beş parasızım film alamam zaten ondan da sıkılıyorum en kültü bile olsa 3 kitap var elimde 2si yarım; yolculuk yaparken 1ini, evdeyken diğerini okuyorum. aslında için için okumak istediğim öteki
alibeyamca:bu da işte dönem dönem, bazen film izlemekten, bazen kitap okumaktan, bazen ikisinden birden sıkılıyorsun o zaman bol bol uyuyorsun
aysekadIn:ahahahah 5 saat evet döne döne
alibeyamca:işte o zaman, birden bire, tüm can sıkıntılarını bir anda silen birini görürsen eğer, ki bu durumda bu benim için sensin, değişik biri yani, sıkılmıyorsun ta ki o senden sıkılana kadar :)
aysekadIn:evet şu an bu kadar konuşmayı yapmam benim senden sıkılmadığım anlamına geldi
alibeyamca:yani çık dışarı sana asılan birini bul, sıkılana kadar idare et :)
aysekadIn:o da mevcut ama nasıl anlatsam atalet nedir bilirsin? işte ondan, su içmek istiyorum kalkıp almak istemiyorum ve bana bir bardak su getirseler burnumu kıvırıyorum
alibeyamca:depresyon, hafif yollu sadece beklentinin yerine gelmesi veya gelmemesi bozar bu döngüyü sıkma canını, eylüle bir şey kalmadı :)
aysekadIn:eylülde gitmiyorum en azından eylülde iş başlıyor sana birşey söylemek istiyorum
alibeyamca:söyle
aysekadIn:arkadaşım kimle konuştuğumu merak ediyor, travis ile dedim tanıyor musun? yok dedi. tamam dedim gönderirim ne konuştuğumuzu fakat bitsin muhabbet öyle; çünkü nereye kayacağını kestiremiyorum, çok değişken konuşuyoruz dedim yollamam senin için sakıncalı mı?
alibeyamca:sana asıldığımı öğrensin, sorun değil :) belki seni ikna eder :D
aysekadIn:ahaha dedi zaten asılıyordur diye evet dedim hem de bunu bağırarak söylüyor, sana asılıyorum diye
alibeyamca:en azından dürüstmüş demedi mi :D
aysekadIn:demedi yaşlıdır dedi
alibeyamca:demesin :D o neden lan, yaşlıdır?
aysekadIn:senle uzun zamandır konuştuğumu farketti anladığını sanıyor beni, ondan
alibeyamca:anlıyor muyum seni sence :) (bu arada, yaşlı değilim)
aysekadIn:ahahahha!!
9 Ağustos 2009 Pazar
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Sesini kimseye duyuramayan Dorothy kafasını bir yere çarpar, bayılır ve: Oz Ülkesi'ne hoşgeldiniz dostlar!

26 Temmuz 2009 Pazar
Tek başınalığınız fazlasıyla ciddiyet yüklü.. İroni sizi bu ikili halden kurtarıp, kendinizle bağlantınızı güçlendirebilir.

selamlar tekrardan. biliyorum günlük uzun süre geçti aradan; ama kendimde sana yazacak takat bulamadım nedense. insanlar beni izledikçe kendimi kaybediyorum ve o sünepe zekamla yazdığım yazıları tekrar tekrar okuyup ne kadar mükemmel olduğunu düşünüyorum. sadece internet bağlantım gitti, şaka yaptım.ne yazacağımı ve yazıya nereden başlayacağımı bilemiyorum. kilitlenmiş durumdayım. aklıma geliyor bu sefer erkeklerin hilkat garibesi olduğu gerçeğinden yazayım diyorum dakika geçmeden bugün 5 dakika önce tanıştığım adamın 5 dakika sonra bndiğimiz minübüs paramı ödemesinden bahsedeyimden çıkıyorum. ama olmaz ki canım, erkekler bu kadar şaibeli değillerdir ki. eğer dayılarıma çektiysem çapkın olduğum su götürmez; ama eğer yengelerime çektiysem de bi' dakika yaa insan yengesine neden çeker ki. yok öyle bi'şey, yersen.
sanırım 2 saat önce girdiğim duştan halen saçlarımı taramamış olarak mimlendim. şu an parmaklarımı tarak yaparak saçlarımın arasından geçirip dökülenleri masamın üstündeki yediğim kellogs vişne bar ambalajının üstüne bırakıyorum. allah'ım yumuşakçalar benim saçıomdan daha yumuşak olamazlar! valla kendi kendimin sevgilisi olduğum şu günlerde kendimi daha da bir sevmeye daha da bir dinlemeye ve daha da bir tapmaya başladım afedersin. yok böyle bir kendini beğenmişlik, böyle bir küçük dağları ben yarattım diğerleri de miras kaldı havaları filan of diyorum.
bugün duştan sonra anladım ki amerikadan stokladığım rollon'um bitti bitecek. sürekli konunun dışına taşma isteği bende kelebek etkisi gibi bişi oldu şu sıra. yapıştı. pazartesi izmir'den bi' arkadaşımın doğum günü ve o gün postalayacağım kartım ertesi gün eline ulaşacak muhtemelen. sağlık olsun. bu yollayacağım ilk doğum günü kartı ve ilk postalayacağım kart olarak meraklıyız ailecek.
dün teyzem ve kuzenim geldiler. zülfü livaneli konseri 55 tl imiş, zaten geçen gün sezen aksu konserine de 80 lira bayılmış bizim teyzekızı. ama gel gör ki haber veren yok. ee insanın fingirdeği olunca kuzen hangi götüme girsin edası takınılıyor. ama zülfüye gidicem bağırıcam "döştee bıçak yarasındaaaaan caaanım, güneş topla beniiim içiiin dın dın".
yo yo "nefesim nefesine" ye ihanet etmem, o başka.
cumartesi ehliyet için direksiyon sınavına girdim mi, girdim. gayet dikkatli, bol sinyalli bir sınav verdim. piç direksiyon hocamın tarafında da debriyaj ve fren var ya, hay bunu düşünenin ben kafasına afedersin. allahım bırakmıyor debriyajı arabayı kaldırayım. ben ayağımı çekiyorum yavaş yavaş debriyaj gelmiyor, takıldı mı netti diye düşünürkene jeton işte, dedim: "hocam debriyajı bıraksanız araba gitse." "%;o0o/)^!" bi'şey diyemedi. ayağını çekti paşa paşa ben de kaldırdım arabayı. napayım ya. arkada da değerlendirenler(!). ne değerlendirmeydi amma. ben arabayı sürüyorum adamlar bodrumdan, havanın sıcaklığından bahsediyorlar. neyse neyse, verdik sınavı. ehliyeti de kaptım mı araba almak için para'dan başka sorunum kalmıyor herkes gibi. çok düşündüm şu amerikancık filmlerindeki gibi liseye külüstür bir mercedes ile gitmeyi, nitekim lise geldi geçti, aha üni. de bitti bitiyor bende tık nık. şu yukarıda lastikleri patlamış çoo..(burada çokça 'o' var)..k eski bir mercedes var, o kadar eski ki neredeyse yere yapışmış bir halde. hem de yeşil ya! çok hoşuma gitti. berberin yanında duruyor. acaba gidip sorsam mı sahibi nerde diye. ama berber işte. neyse. sınavın olduğu yerden levente gitmek için uzunca bir mesafe yürüyüp minübüse binmek gerekiyormuş. e ben paranoyak olduğum için bulabildiğim esnafa sormayı tercih etmek değil kendimi zorunlu hissediyorum. neyse ki orada da bir tane var o da halı sahanın kiralandığı vs işlerinin yapıldığı ter ve ayak kokularıyla dolu olan girişe sahip büyük ama kocaman sayılmayan büfevari bir yer. yaklaştım, girmeyi aklıma koymuşum ya direksiyon dersinde karşılaştığım biri çıktı. gülümsedi, ona sordum sen biliyor musun nasıl giderim levente diye, biliyorum birlikte gidelim dedi. yürüdük, okuyup okumadığımı sordu, mesleğimi, yaşımı filan. zannedersin ertesi gün ilişkiye başlayacak. neyse kibarlık tutmuştu dün bende, çiğdem biliyor. hiç hırlamadım, güzelce cevapladım. minübüsü durdurdu, bindik cüzdanımdan parayı çıkardım, ama elimde kaldı koy onu yerine diye beni durdurdu. benimkini de verdi. valla verdi, billa verdi ya. şaşırdım, çocuğu sanırım 2. görüşümdü. ki alaman usulünü savunanlardan biri olarak bu hareketi acaip hoşuma gitti lan. öyle böyle değil, bir de boyu biraz uzunca olsa falan fıstık kıl tüy yün. minübüsten indik, tanışmaya memnun olmalar faslı geçti;
-zamanın varsa şurda iki çay içelim. dediği an bende attı sigortalar şekerim.
ne lan minübüs paramı ödedi diye vereceğimi filan mı düşündü nedir, anlamadım ki. basit zekalara bayılıyorum ya, oynatırdım ben onu da dedim güzel çocuksun, hırpalamayayım. yok teşekkürler, işlerim var bugün filan, geçtim gittim.
valla vereceğimi düşündü, billa düşündü. ben de az değilim hemen yapıştırdım cevabı;
-sana vereceğime çalı çırpıya sürterim. dedim
demedim, deseydim o da bana pekâla
-dükkat et, türkiye çöl olmasın. diyebilirdi. ona bu kozu vermedim. gerçi bunu söyleyebileceğinden de emin değilim ya, zeka bendeki işte. ben olsaydım derdim. ha diyemez o, şöyle bir seks geçmişini yoklar filan, kalırdı öylece ballı böcek. kıyamadım.