15 Ekim 2009 Perşembe
14 Ekim 2009 Çarşamba
müsait bi' yerde.
dvorak dinlerken aklıma "ucuz etin yahnisi.." geliyor. "devamı neydi yahu?" devamını hatırlayamıyorum. ucuz etin yahnisi kalıyor beynimde. döndürüp döndürüp içimden söylüyorum. "ucuz etin yahnisi.. " diyorum. "ucuz etin yahnisi..
şimdi küçüğüm, ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. Deniz kendine aşık. egoları var, mavisi var, dalgası var; tehlikelisi, güvenlisi var. bir de ben varım. ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. hep van'da yaşayan biri, sonradan aşık. fakat bu Deniz ile öyle post-modern bir dostluğumuz var ki o hep modernizme bencilliğiyle ödüller yağdırıyor. onun bazı davranışları tuzu olup modern dostluğumuzu sosluyor. öylesine modern ki, babamın intihar ettiği gün buluşmamıza gidemediğim için beni cezalandırıyor sonraki günlerde ve daha sonraki gü..
şimdi küçüğüm, ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. Deniz kendine aşık. egoları var, mavisi var, dalgası var; tehlikelisi, güvenlisi var. bir de ben varım. ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. hep van'da yaşayan biri, sonradan aşık. fakat bu Deniz ile öyle post-modern bir porno hayatımız ki o hep modernizmine yeni kamaların sutralarını önüme koyuyor. sonra benim dediğime geliniyor. yani bir başka deyişle Üç Kuruşluk Opera'da bahsi geçen olaya; "mutluluğun peşinden fazla hızlı koşarsan, onu sollayabilirsin, mutluluk arkada kalabilir." sonra mutsuzluk başlar mutluluğun es bile geçmediği ten şehirlerimizde. "mistik deniz" kendini es geçer ve bedenine hapsolur. sonra beni cezalandırır, sonraki günlerde ve daha sonraki gü..
"özne her zaman fazla ağır ya da fazla hızlıdır, hiçbir zaman arzusunun nesnesiyle aynı hızı tutturamaz. "Normal" aşk hikayesinin yaklaştığı ama hiçbir zaman ulaşamadığı ulaşılmaz\yasak nesne -cinsel edim- ancak gizlenmiş, işaret edilmiş, "uydurma" olarak vardır. onu "gösterdiğimiz" anda, büyüsü bozulur, "fazla ileri gitmişizdir." Yüce Şey yerine, kaba, ahlı ohlu bir çiftleşmeyle kalakalırız.
tam cümleyi bitiriyorum, bir daha başa dönmüyorum. hata yapmak, bencilliğimin önüne geçmek istemiyorum sana yazarken.
şimdi küçüğüm, ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. Deniz kendine aşık. egoları var, mavisi var, dalgası var; tehlikelisi, güvenlisi var. bir de ben varım. ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. hep van'da yaşayan biri, sonradan aşık. fakat bu Deniz ile öyle post-modern bir dostluğumuz var ki o hep modernizme bencilliğiyle ödüller yağdırıyor. onun bazı davranışları tuzu olup modern dostluğumuzu sosluyor. öylesine modern ki, babamın intihar ettiği gün buluşmamıza gidemediğim için beni cezalandırıyor sonraki günlerde ve daha sonraki gü..
şimdi küçüğüm, ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. Deniz kendine aşık. egoları var, mavisi var, dalgası var; tehlikelisi, güvenlisi var. bir de ben varım. ben van'da yaşayan biri, Deniz'e aşık. hep van'da yaşayan biri, sonradan aşık. fakat bu Deniz ile öyle post-modern bir porno hayatımız ki o hep modernizmine yeni kamaların sutralarını önüme koyuyor. sonra benim dediğime geliniyor. yani bir başka deyişle Üç Kuruşluk Opera'da bahsi geçen olaya; "mutluluğun peşinden fazla hızlı koşarsan, onu sollayabilirsin, mutluluk arkada kalabilir." sonra mutsuzluk başlar mutluluğun es bile geçmediği ten şehirlerimizde. "mistik deniz" kendini es geçer ve bedenine hapsolur. sonra beni cezalandırır, sonraki günlerde ve daha sonraki gü..
"özne her zaman fazla ağır ya da fazla hızlıdır, hiçbir zaman arzusunun nesnesiyle aynı hızı tutturamaz. "Normal" aşk hikayesinin yaklaştığı ama hiçbir zaman ulaşamadığı ulaşılmaz\yasak nesne -cinsel edim- ancak gizlenmiş, işaret edilmiş, "uydurma" olarak vardır. onu "gösterdiğimiz" anda, büyüsü bozulur, "fazla ileri gitmişizdir." Yüce Şey yerine, kaba, ahlı ohlu bir çiftleşmeyle kalakalırız.
tam cümleyi bitiriyorum, bir daha başa dönmüyorum. hata yapmak, bencilliğimin önüne geçmek istemiyorum sana yazarken.
anneme kur yapman hoşuma gitmiyor.
ben çok çirkin bir kadın mıydım? bu zamana kadar -where is my mind?- kendim olamamışım.
kahretsin tanrı, kahretsin!
patolojik narsist'i histerikleştirmenin yolu, ona bu özelliklerde temellendirilemeyecek simgesel bir görev dayatmaktır. Böyle bir hesaplaşma şu histerik soruyu yaratır: "ben neden senin olduğumu söylediğin şey olayım ki?"
başa dönelim;
kadınların ezeli, usandırıcı sorusuyla örnekleyelim: "beni niye seviyorsun?" ismine layık bir aşkta bu sorunun tabii ki cevabı yoktur(ki kadınlar da bunun için sorarlar zaten), yani tek münasip cevap şudur: "çünkü sende, senden fazla bir şey, beni kendine çeken ama herhangi bir pozitif niteliğe bağlanamayan belirsiz bir X var." başka bir deyişle bu soruyu pozitif özelliklerin bir katoloğuyla cevaplamak ("memelerinin güzelliği için, gülümseyişin için seviyorum seni"), ismine layık bir aşkın alaycı bir taklidi olurdu olsa olsa. öte yandan patolojik narsist'i histe..
hitchcock'ta Kötü Nesne'nin nihai tezahürü olan kuşlar, anne yasasının hükümranlığının muadilidir, ki hitchcockçu fantazinin çekirdeğini tanımlayan şey, tam da, büyüleyici Kötü Nesne ile anne yasasının bu yanyanalığıdır.
genellikle anlaşıldığı şekliyle pornografi, "gösterilecek her şeyi gösterdiği", hiçbir şeyi gizlemediği, ve "her şeyi" kaydedip bakışımıza sunduğu varsayılan türdür. yine de dışardan bakışla algılanan "keyfin tözü" tam da pornografik sinemada radikal bir biçimde kaybolur - neden?
Lacan'ın bakış ile göz arasında kurduğu karşıtlık ilişkisini hatırlayalım: nesneye bakan göz öznenin tarafında, oysa bakış nesnenin tarafındadır. bir nesneye baktığımda, nesne her zaman çoktan ve benim onu göremeyeceğim bir noktadan bana bakıyordur.
devam edeceğim..
kahretsin tanrı, kahretsin!
patolojik narsist'i histerikleştirmenin yolu, ona bu özelliklerde temellendirilemeyecek simgesel bir görev dayatmaktır. Böyle bir hesaplaşma şu histerik soruyu yaratır: "ben neden senin olduğumu söylediğin şey olayım ki?"
başa dönelim;
kadınların ezeli, usandırıcı sorusuyla örnekleyelim: "beni niye seviyorsun?" ismine layık bir aşkta bu sorunun tabii ki cevabı yoktur(ki kadınlar da bunun için sorarlar zaten), yani tek münasip cevap şudur: "çünkü sende, senden fazla bir şey, beni kendine çeken ama herhangi bir pozitif niteliğe bağlanamayan belirsiz bir X var." başka bir deyişle bu soruyu pozitif özelliklerin bir katoloğuyla cevaplamak ("memelerinin güzelliği için, gülümseyişin için seviyorum seni"), ismine layık bir aşkın alaycı bir taklidi olurdu olsa olsa. öte yandan patolojik narsist'i histe..
hitchcock'ta Kötü Nesne'nin nihai tezahürü olan kuşlar, anne yasasının hükümranlığının muadilidir, ki hitchcockçu fantazinin çekirdeğini tanımlayan şey, tam da, büyüleyici Kötü Nesne ile anne yasasının bu yanyanalığıdır.
genellikle anlaşıldığı şekliyle pornografi, "gösterilecek her şeyi gösterdiği", hiçbir şeyi gizlemediği, ve "her şeyi" kaydedip bakışımıza sunduğu varsayılan türdür. yine de dışardan bakışla algılanan "keyfin tözü" tam da pornografik sinemada radikal bir biçimde kaybolur - neden?
Lacan'ın bakış ile göz arasında kurduğu karşıtlık ilişkisini hatırlayalım: nesneye bakan göz öznenin tarafında, oysa bakış nesnenin tarafındadır. bir nesneye baktığımda, nesne her zaman çoktan ve benim onu göremeyeceğim bir noktadan bana bakıyordur.
devam edeceğim..
13 Ekim 2009 Salı
kilometreler boyu kimse yoktu.
ha ha aah. mistır veıeriberibarınoastakmironsn
dormikalsmodnikişrledönscir
üet
uyümers
iyunve
balişme
ndikalawm
endirikohsa
nta
ke.
dormikalsmodnikişrledönscir
üet
uyümers
iyunve
balişme
ndikalawm
endirikohsa
nta
ke.
12 Ekim 2009 Pazartesi
beğenmeyen küçük oğluna almasın.
bebeğim beni neden sevmiyorsun?
çünkü senin yüzün benim..
yüzün benim avuçlarımdayken kayboluyor. ben daha çok koca yanaklı kızları severim. sen eksiksin. sahi,
sahi sen kimsin? sahi,
sahi sen kimdin?
senn nn.. sennnn.. ııı sen.. hah tamam tamam! biraz kenara çekilir miydin!
çünkü senin yüzün benim..
yüzün benim avuçlarımdayken kayboluyor. ben daha çok koca yanaklı kızları severim. sen eksiksin. sahi,
sahi sen kimsin? sahi,
sahi sen kimdin?
senn nn.. sennnn.. ııı sen.. hah tamam tamam! biraz kenara çekilir miydin!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)